Turizmin Yeni Gözdesi Mersin TAŞUCU

30 Mayıs 2011 Yazan admin  
Kategori Manset, Turizm

1

Taşucu, Mersin’in Silifke ilçesine bağlı bir kasaba merkezi ve belediyedir. Nüfusu 2000 Yılı Nüfus Sayımına göre, 10.466 kişidir. Kış aylarında 10.000 civarında olan nüfus, yazın turistler sayesinde 15-20.000 dolaylarında olur. Turizm açısından önemli olan bu kasabada, ilin Mersin Limanı’ndan sonraki en büyük ikinci limanı olan Taşucu Limanı bulunmaktadır. Buradan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Girne Limanı’na düzenli olarak deniz otobüsü seferleri yapılmaktadır. Yalnızca Türkiye’nin değil, Dünya’nın bu enlemde görülen en endemik iklim türü olan tropikal iklim görülür. Akdeniz kıyısında olmasına karşın çevresindeki Toroslar sayesinde sıcaklık yıl boyunca yüksek ve sıcaklık farkı son derece azdır. Yıllık ortalaması ise 24 derece ile Dünya’nın tüm 36. enlemlerinde görülen ortalamaların en yükseğidir. Dünya’daki tüm tropikal bitkiler, burada rahatça yetiştirlebilir.
Taşucu Limanı
Kasabada Şubat 2008 itibariyle bir lise (Taşucu Durmuş Tezcan Lisesi), iki ilkokul (Taşucu İlköğretim Okulu ve Taşucu SEKA İlköğretim Okulu), bir anaokulu ve bir de meslek yüksekokulu vardır (Taşucu Selçuk Üniversitesi).

Taşucu, Atatürk’ün en sevdiği bölgelerden biriydi. Sık sık ziyaret etmesinin nedeni de buydu. Ata, burayı evine yani Selânik’e benzetirdi. Bu yüzden 12 Mayıs 2005′te Taşucu’nda Taşucu Atatürk Evi açıldı.

Her yıl yaz aylarında yapılan plaj voleybolu, yerli sporcuların yanı sıra kardeş şehir Bergkamen’den gelen sporcularla birlikte güzel bir spor etkinliğidir. Taşucuspor ise kasabayı futbolda temsil eden Akdeniz Şeytanları lakaplı 1968′de kurulan kulüptür.

Ayrıca Taşucu’nun bir “Denizkızı Efsanesi” de vardır. Taşucu Festival Alanı’nda bir denizkızı heykeli de yapılmıştır. Taşucu’nda konserler, tiyatrolar, Taşucu Festivali adı altında festival alanında düzenlenir.

tasucu4

Taşucu’nun Kummahallesi bölümü, Caretta Caretta kaplumbağaları ve kuş cenneti ile ünlüdür. Taşucu’na yapılması düşünülen havaalanı, kuş cennetinin olması dolayısıyla başlamamıştır. Bu da kuş cennetini korumuştur. Ne var ki son yıllarda kuş cennetinde kuş çok az kalmıştır. Akgöl, kuş cennetinin yakınında ve yörece ünlü olan göldür

Turistik Yerleri
Göksu Deltası
Göksu deltasında, 450 türden oluşan Türkiye kuşlarının 332 türü barınmaktadır. Su kuşu türlerinin çeşitliliği ve sayılarının fazla oluşu nedeniyle, özellikle Su Kuşları Yaşama Ortamı Olarak Uluslararası Öneme Sahip Sulak Alanlar Hakkındaki Sözleşme (RAMSAR) kriterlerine göre de uluslararası öneme sahip alanlardan birisidir. Ülkemiz bu sözleşmeye 1993 yılında taraf olmuş, 1994 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi’nce onaylanmıştır. 1996 yılında da Kültür Bakanlığı’nca Doğal Sit Alanı ilan edilmiştir. Özel Çevre Koruma Müdürlüğü ve Doğal Hayatı Koruma Derneği tarafından bölgede çalışmalar yapılmaktadır. Delta, dünyanın çeşitli yerlerinden gelen kuş bilimcilerin (Ornitolog) büyük ilgisini çekmektedir. Don olayının az görüldüğü iklimi ve tatlı sudan tuzluya değişen çok çeşitli su ortamının varlığı, deltayı Türkiye”nin diğer bölgelerinde seyrek görülen göçmen, kışlayan ve kuluçkaya yatan birçok kuş türü için çekici kılar. Bu kuşlardan saz horozu, yaz ördeği, yalı çapkını, kızılbacak, kızılşahin, balıkçıl, sakar meke, yeşilbaş ördek Göksu deltasında sürekli. Flamingo ise kışın barınmaktadır. Sazhorozu Göksu deltasının sembolü olmuş ve kuş gözlemcileri tarafından sürekli izlenmektedir.

Göksu deltası ve onu çevreleyen tepeler, yüksek çeşitlilik ve yoğunlukta sürüngen toplulukları barındırır. 1991”de 4 tür kara ve su kurbağası, 6 tür kara ve su kaplumbağası, 14 tür kertenkele ve 10 yılan türü belirlenmiştir. Delta, deniz kaplumbağalarının (Careta caretta, Chelonia mydas) Doğu Akdeniz’de yer alan 1. derece yumurtlama alanıdır. Nesli tükenmekte olan mavi yengecin (Callinectes sapidus) üreme alanı da Göksu deltasıdır. Kıyılarında fok balığı da yaşamaktadır.

Paredeniz dalyanı, delta ekonomisi içinde önemli bir yere sahiptir. Kefal, Yılanbalığı, Levrek, Çipura gibi balık çeşitlerinin çıktığı dalyan, S.S Kurtuluş Köyü Balıkçılık ve Su Ürünleri Kooperatifi tarafından işletilmektedir.

Göksu, Seyhan ve Ceyhan”dan sonra Akdeniz”e dökülen akarsuların en önemlisidir. Uzunluğu 260 Km.dir. Sularını topladığı havzası 10.400 Km.dir. Deltayı ikiye bölerek denize ulaşır.

Deltadaki tüm sulak alanların toplamı 1.954 Hektar’dır. Akgöl, deltanın en büyük su kültesi olup 1.200 Hektar’lık bir alanı kaplar ve tatlı su gölüdür. Bitki ve hayvanlar için oldukça zengin yaşam ortamı oluşturur.

Göksu deltası, Akdeniz iklimine özgü çok çeşitli doğal bitki örtüsüne sahiptir. Son yapılan araştırmalara göre, bölgede 352 bitki türü belirlenmiştir. Türkiye”de korunmaya ihtiyacı olan 8 adet dünyanın başka hiçbir yerinde bulunmayan tür ile 32 adet nadir tür deltada yaşamaktadır.

Ova ve kıyıdan itibaren kuzeye doğru yer alan dalgalı arazi kuşağındaki makiliklerde, Defne, Zakkum, Melengiç, Murt, Harnup gibi tipik Akdeniz bitkileri vardır. Makilerden sonra başlayan ormanlar 2000 M.den sonra seyrekleşerek, yerini 2500 M.den sonra çalılıklar ve geniş otlaklara bırakmaktadır.

CARETTA CARETTA & CHELONİA MYDAS
Yaklaşık yüz on milyon yıldır sahillerimiz, Yeşil Baş (Chelonia Mydas) ve Logger Head (Caretta Caretta) kaplumbağaları tarafından ziyaret edilmektedir. Yeşil Baş (Chelonia Mydas) ve Logger Head (Caretta Caretta) kaplumbağaları, Türkiye’nin Doğu Akdeniz Kıyılarında ve bazen de İsrail’de yumurtlama yapmaktadır.
Bu büyüleyici canlılar, yumurtlamak için Mayıs ve Ağustos ayları arasında kumsallarımıza gelmektedirler.

Güneşin batışından sonra hava karardığında, bazen kabukları 100 Cm.den fazla olan yetişkin dişi kaplumbağalar kumsalda yumurtlamaya uygun bir yer ararlar. Türlerine bağlı olarak 65 ile 110 adet arasında yumurta bırakırlar. Her bir kaplumbağa 10-15 gün arayla beş ila altı kez yumurtlar. Yumurtlama tamamlandığında yorgun düşen dişi kaplumbağa denize geri döner. Tekrar yumurtlama yapmak için aynı kumsala iki yıl sonra yeniden gelir.

Ekolojistler ve öğrenciler, nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olan deniz kaplumbağalarının korunmasına yardım etmek amacıyla yumurtlama alanlarında gözlemlerde bulunmaktadırlar. Ziyaretçiler için de bu doğa olayını gözlemlemek heyecan verici bir deneyimdir. Carettaları izlemek istiyorsanız gece kumsalda kamp yapan gruplara katılabilirsiniz, koruma amaçlı gönüllü grubundan oluşan bu gruplar her yıl düzenli olarak dünyanın her yerinden gelip kaplumbağaları izlemektedirler.

Ortalama yaşları 100 ila 120 yıl… Bunun yaklaşık 70 yılını denizlerde dolaşarak geçiriyorlar… Ve dünyanın sadece belirli yerlerinde soylarını sürdürebilme mücadelesine girişiyorlar.

Caretta Caretta’lar dünyanın sadece belirli yerlerinde yumurtlayabiliyorlar. Yumurtlamak için çok ince kum olan sahilleri seçen Caretta Caretta’lar, rüzgarlarla Kuzey Afrika’dan gelen ince kuma sahip 20 kumsalı, Türkiye’nin Doğu Akdeniz kıyılarında bulmuşlar. Ancak Dünya Doğal Hayatı Koruma Vakfı’nın raporlarına göre bu kumsallardan 11’i oldukça kötü durumda.

Uluslararası raporlara göre soyu tükenmekte olan Caretta Caretta’ları Türkiye taraf olduğu uluslararası anlaşmalar kapsamında korumakla yükümlü.

Arslan Eyce Amphora Müzesi
Amphora Müzesi
Günümüzde bir kısmı kullanılan yüksek ve kemerli taş bina, 1800 lü yıllarda deniz ticareti ve ihracatında kullanılmak üzere ambar olarak yapılmış.
Arslan Eyce tarafından Vakfa bağışlanan değerli koleksiyonla beraber 1997 yılında Kültür Bakanlığı tarafından resmi olarak müze haline getirilmiş. Arslan Eyce’nin 40 yıl boyunca büyük özverisiyle koleksiyon haline dönüştürülen, kırılıp yok olmaktan kurtarılan, kaçırılıp satılmaktan korunan, yaklaşık 400 adet Amphoranın bakım ve onarımları yapılmış.
2003 yılında estetik bir sergileme anlayışı içinde ziyarete açılmış. Müze çok kültürlü amphoraları barındırması ünlü. Roma ve Bizans eserleri arasında en eskisi M.Ö. 6. yy, en yenisi M.Ö. 12 yy tarihlenmesi, toprak ve taş heykelcikleri, gümüş paralar, fosiller ile kendi konumunda dünyanın en zengin müzesi olarak değerlendiriliyor. 3000 yıllık tarih süresinin yaşandığı Amphora Müzesinin merkezde bulunması, Kıbrıs’a gidip gelen yolcuları ağırlaması, yaz sıcağında taş bina serinliğinde keyifle gezilebiliyor olması, yerli ve yabancı turistler tarafından da büyük ilgi görmesine neden oluyor.

ARAPLI KÖPRÜSÜ
Taşucu eşrafından Hacı Mehmet Efendi (Hacı Paşa)’nin müteahhitliğinde yaptırılan köprü, 1900 yılına gelirken tamamlanmıştı. 5 gözlü kemerli ve doğu-batı yönünde uzanan köprü, kesme taştan yapılmıştır. Köprünün ayaklarının akacak sulardan zarar görmemesi için birkaç metre yukarısında ve aşağısında dere tabanı düz bir yüzey oluşturacak biçimde taşlarla kaplanmıştır.

Köprü, yaklaşık 20 metre uzunlukta, 4 metre genişlikte ve 4,50 metre yüksekliktedir. Ayrıca köprünün üzerinde her iki tarafta da yine taş duvar örülerek yapılmış korkuluklar yer almaktadır. Ancak korkuluklar yer yer yıkılmış veya tahrip edilmiştir. Köprü üzerinde her hangi bir kitabe bulunmamaktadır.

Antalya Turizmde Rekor Kırıyor

01 Kasım 2010 Yazan admin  
Kategori Manset, Turizm

adsiz2

AA muhabirinin Antalya Kültür ve Turizm Müdürlüğünden edindiği bilgiye göre, geçen ay Antalya’ya havayoluyla 975 bin 294 turist gelirken, yıl başından bu yana gelen turist sayısı 9 milyon 165 bin 71′e ulaştı. Bölgeye gelen turist sayısı aylık yüzde 17, yıllık yüzde 11 artış gösterdi.

Antalya’ya geçen yılın 10 aylık dönemde 8 milyon 256 bin 252, 2008 yılında 8 milyon 573 bin 814, 2007 yılında da 7 milyon 254 bin 274 turist gelmişti.

Antalya Kültür ve Turizm Müdürü İbrahim Acar, AA muhabirine yaptığı, bu turizm sezonunun beklentileri doğrultusunda geçtiğini belirterek, ”Rakamlar son derece iyi. Turizmin 12 aya yayılması konusunda çok önemli bir gelişme. Böyle giderse yıl sonunda 10 milyon hedefimize ulaşacağımızı tahmin ediyoruz” dedi.

-100 FUARDA TÜRKİYE TANITILACAK-

Acar, geçmiş yıllara göre yüzde 35 artış olan İngiltere pazarındaki artışı daha yukarılara çekmeyi planladıklarını, bu ay içinde yapılacak Londra turizm fuarına katılacaklarını söyledi.

Acar, ”Londra Turizm Fuarı bizim için önemli. İngiltere pazarında bu artışı kalıcı hale getirmek için yoğun bir çaba harcayacağız” diye konuştu.

Acar, gelecek yıl içinde de 100 fuarda Türkiye’nin ve Antalya’nın tanıtımının yapılacağını sözlerine ekledi.

AA

Manavgat - Side

18 Eylül 2009 Yazan admin  
Kategori Haberler, Turizm

sahilseyyarsatc4b1cc4b1lar

MANAVGAT : Manavgat İlçesinin kuruluş tarihi ile ilgili olarak kesin bir tarih verilmese de sınırları içerisinde bulunan Side (Selimiye Köyü) ve Selge (Altınkaya Köyü) antik kentlerinin M.Ö.6.yy’da kuruldukları sanılmaktadır. Manavgat 1220 yılında Selçuklu, 1472 yılında da Osmanlı İmparatorluğu’nun idaresine geçmiştir. 1914 yılında ilçe olmuş, Taşağıl ve Beşkonak Nahiyeleri kurularak ilçeye bağlanmıştır.

GEZİLECEK YERLER
Manavgat Şelalesi

Manavgat ilçesinin 3 km. kuzeyinde bulunan şelale, ilçe ile aynı adı taşır. Şaşırtıcı bir yükseklikten dökülmesine karşın geniş bir alan üzerinde gürül gürül akışı ile görülmeye değer bir manzara oluşturur. Şelalenin hemen yanıbaşında doğa ile içiçe piknik yapılabilir ve çevresindeki lokantalarda taze balık yenilebilir.

AntikKentler

Side: Manavgat’a 7 km uzaklıkta olan Side tarihi bir yerleşim merkezidir. Tarihçiler tarafından İ.Ö. 1405′te kurulduğu ifade edilen Side, İ.Ö. VI. y.y ın yarısından itibaren, sırası ile, Lidyalıların, Perslerin, İskender’in, Antiogonos’un, Ptolemaiosların egemenliğini tanımıştır. İ.Ö. 215 ten sonra Suriye Krallığı’nın denetiminde imar edilip bir bilim ve kültür merkezi haline getirilen kent İ.Ö. Apameia barışı ile Bergama Krallığı’na bırakılmıştır, daha sonra Doğu Pamphilya bölgesi ile birlikte bağımsızlığını koruyarak büyük bir ticaret donanmasıyla refaha ve zenginliğe kavuşmuştur.

İ.Ö. 78 den sonra Roma egemenliğinde bulunan Side, daha sonra Bizans egemenliğine girdi. İ.S. V. y.y. ve VI. y.y. larda Psikoposluk merkezi olan Side en parlak devrini yaşamıştır.

Eşsiz bir işçiliği olan kentin ana kapısı iki kule arasındadır. Side kentinde iki ana cadde vardır. Bu caddeler Antik Çağın sütunlu caddelerine örnektir. Kent kapısını geçtikten sonra yassı taşlarla döşeli alan bu caddelerin başlangıç yeridir. Bu caddelerin her iki yanında sütunlu portikler ve onların arkasında dükkanlar bulunmaktadır.

Surun dışında, kent kapısını karşısında Anadolu’nu en büyük tarihi çeşmesi “nymphaeum” vardır. Bu çeşmenin önünde geniş bir havuz yeri alır. Tiyatrodan sonra geniş bir caddeden geçip anıtsal bir yapıya varılır. Bu yapı boyutları 100×100 m. olan agoradır. Kentin Pazar yeri olan agora portiklerle çevrilidir ve üç yanında dükkanlar yer alır. Agoranın güneyindeki cadde üzerinde, üç salondan oluşan ve dört tarafı portiklerle çevrili Gymnasium vardır. Kuzey- güney doğrultusundaki ana cadde de Roma Döneminde yapılan kemerli bir yapı vardır. Side kentinin tiyatrosunun mimarlık tarihi açısından önemi diğer roma tiyatroları gibi dağ yamacına değil kemerli mekanlar üzerine kurulmuş olmasıdır.

Cavea, oskestra ve scene olmak üzere üç bölümden oluşan tiyatro, Pamphylia tiyatroları içinde en büyük ve anıtsal olanıdır ve 20.000 seyirci alacak büyüklüktedir.

Side’nin surları dışında geniş mezarlıklar yer alır ve bunların en önemlisi olan Batı Negropolü 1,5 km. uzaklıktadır. Side’de ayrıca tapınaklar ve su kemerleri vardır. Tapınaklardan en önemlileri Athena, Apollon ve Men tapınaklarıdır. Side’nin suyu yaklaşık 25 km. mesafeden, Oymapınar baraj gölü içinde bulunan dumanlı kaynağından getirilmiştir. Bu su taşıma sistemi kimileri iki katlı olan on su kemerinden oluşur. En büyüğü Oymapınar yakınında olup 40 gözlüdür.

Büyük bir Roma Hamamı bugün müze haline getirilmiştir ve bölgenin en güzel arkeolojik eserler kolleksiyonunu barındırır. XIII. y.y. da Selçuklu’ların XIV. y.y. da ise Hamitoğulları ve Tekelioğullarının, XV. y.y. da kesin olarak Osmanlı egemenliğine geçik kent bu dönemlerde yerleşim yeri olmamıştır.

Halen, Roma ve Bizans dönemlerinin yapı ve özelliklerini taşıyan kent surlarının bir çok yeri yıkılmışsa da kara tarafındaki surların hemen tümü ayakta kalabilmiştir.

Selge: Serik’in 35 km. kuzeyinde, Torosların güney yamacında, Köprü Çayı (Eurymdon) yakınlarında eski bir dağ kenti olan Selge’ye Köprülü Kanyon Milli Parkı’ndan sonra dik virajlı, 14 km.lik stabilize yoldan gidilir. Doğa güzelliği bakımında çok zengin olan köprülü kanyondan geçen yol üzerinde Göreme’deki Peri bacalarına benzeyen ve bütün dağ yamacını kaplayan oyuntulu kayalar vardır.

Psidia’ya bağlı olup sonradan Pampheylia sınırları içine alınan kent sırasıyla Lidya, Pers, İskender ve Roma yönetimlerinde kalmıştır.

Kuzeydeki 5 kapılı ve 45 basamaklı tiyatrosu önemli anıtıdır. Kayalığa oyulmuş tiyatronun güneyinde stadium ili gymnasium, batısında tavanı kartal motifi ile süslü İon tipinde bir tapınak göze çarpar. Stadiumun güneyinde Çeşme ve Agora bulunmaktadır. Kentin güneybatısına uzanan surların kuzeyinde Artemis ve Zeus anıtları ile necropol yer almıştır.

Seleukia: Side’nin 23 km. kuzeydoğusunda Sinler Köyü’ne ise yaya olarak bir saat uzaklıkta bulunan bu antik kent Selevkoslar tarafından kurulmuştur. Antik kentin özellikle çam ormanlarının süslediği çok güzel bir doğa görünümü vardır. Bir tepe üzerine oturtulmuş olan kent tüm ovayı ve denizi gözler önüne serer.

Kentin gelişmişliğinin göstergesi olarak iki katlı agorası, bazilikası, sarnıç ve kanalizasyon sistemi sayılabilir. Kent kazıları sırasında çıkarılan mozaikler bugün Antalya Müzesi’nde sergilenmektir.

Etenna: Manavgat’ın 29.km kuzeyindeki Etenna, bugünkü Sırt Köyü’nün üst tarafına düşen tepe üzerine kurulmuştur. Bizans devrinde psikoposluk merkezi olduğu sanılan kentin tepesinde Akropal kentin en yüksek ve en iyi korunan yeri ve yamaçlarında yer alan, çevresi surlarla çevrili teraslardan ibarettir. Kentin güneyinde ise Herron (yüceltilmiş bir ölü için yapılan mezar) vardır. Bunlardan başka bazilika, agora, kilise, hamam ve sarnıçlar önemli tarihi kanıtlardır.

Hanlar

Alarahan: Manavgat’dan sonra batıya doğru gidince 9 km sonra alarahan’a varılır. 13. y.y. da Selçuklular tarafından Konya ile güney kıyılarının başkenti Alanya arasındaki ticaret bağlantısı sağlamak için inşa edilmiştir. Bu kervansaray ile seyehat edenlerin ve tüccarların güvenli ve konforlu konaklamaları ve dinlenmeleri sağlanmıştır.

Yaylalar

Köprüçayı Vadisinin ikiye ayırdığı Torosların üzerinde birçok yayla bulunmaktadır.

En önemlileri Güğlenpınar ve Beloluk Yaylaları, Avanos Beliği, Tefekli Bölgesinde Gücer Yaylası, Kesikbeli, Akçaalan Yaylası, Topalceviz, Alıç ve Demre Yaylaları, Dumanlı Yaylası ile Bozburun Dağı eteklerindeki İkiz Yaylasından oluşur. Köy halkının büyük çoğunluğu yazın yaylalara göçer.

Milli Parklar ve Korunan Alanlaron

Sportif Etkinlikler

Jeep-Safari : Antalya , Kemer, side ve Alanya’daki Seyahat acentaları Toros dağlarına Jeep Safari turları düzenlerler. Günlük turlar sabah erken saatlerde başlayıp akşama kadar Offroad heyacanı yaşayarak sürer.

Binicilik : Bazı otellerin binicilik için geniş alanları mevcuttur. İngiliz, Arap ve Haflinger atları bulunur. Binicilik ve atlama dersleri bir saat süresince veya günlük geziler halinde yapılmaktadır. Aynı zamanda üç günden , yedi güne kadar nehir boyunca veya dağlara turlar yapılır.

Rafting : Köprüçay, Manavgat ve Dragon nehirleri Akdenizdeki Cehennem Suyu ratfing için mükemmel güzergahlardır.

Akdeniz İncisi Alanya

18 Eylül 2009 Yazan admin  
Kategori Manset, Turizm

alanya2

ALANYA : Alanya Kuzeyinde Toros Dağları Güneyinde Akdeniz’in bulunduğu küçük bir yarımada üzerinde kurulmuştur. Antik çağda Pamfilya ve Klikya arasındaki çizgide yer aldığı için pazen Pamfilya bazen de Klikya olarak anılmıştır. Alanya’nın ilk iskanı ile ilgili kesin bir bilgi bulunmamaktadır. Prof Dr Kılınç KÖKTEN ‘in 1957 yılında Kent merkezine 12 Km uzaklıkta yer alan Kadıini Mağarasında yaptığı araştırmalar, bölge tarihinin Üst Paleolitik (M.Ö.20,000,-17,000,) dönemine kadar uzandığını göstermektedir.

Alanya’nın ilk kez ne zaman ve kimler tarafından kurulduğu henüz bilinmemektedir. Kentin bilinen en eski adı Korakesium dur. Bizans döneminde ise Kalanoros ismi verilmiştir. 13, YY da Anadolu Selçuklu Hükümdarlarından 1, Allaaddin Keykubat’ın (1200-1237) kaleyi alması ile şehrin ismini Alaiye olarak değiştirmiştir. 1935 yılında Kenti ziyaret eden Atatürk ise Alanya adını vermiştir. (Korekesium’dan İlk kez bahseden M.Ö.4, Yüzyıl antik coğrafyacılarından Scylax’dır Bu dönemde bölge Anadolu’nun önemli bir bölümünü istila eden Perslerin egemenliği altındadır. Daha sonra ünlü antik çağ yazarı Strabon, Piri Reis, Seyyep, İbn-i Batuta ve Evliya çelebi bölgeyi gezen seyyahlar olup eserlerinde kentten bahsetmektedirler.

Bölgenin ilk çağları ve Bizans dönemi hakkında fazla bilgimiz yoktur.M.S.7.yüzyılda arap akınları sırasında kent savunması daha da önem kazanmış,akınlara karşı korunmak amacıyla kale yapımlarına öncelik verilmiştir.Bu nedenle Alanya ve çevresindeki pek çok kale ve kilise M.S.6 ve 7.yüzyıla tarihlenmektedir.

Anadolu Selçuklu hükümdarlarından 1. Alaaddin Keykubad, Alanya kalesinde hüküm süren ve hristiyan sülalelerinden olan Kyr Vart’ ı 1221 yılında yenilgiye uğratarak Kaleyi ele geçirmiştir. Hükümdar kendi adına burada bir saray yaptırmıştır.Selçuklu’lar başkent Konya’nın yanısıra Alanya’yı ikinci bir başkent ve kışlık merkez olarak kullanarak imar faaliyetlerinde bulunmuşlardır.

1243’deki Moğol saldırıları 1277’de Mısır Memlüklerinin Anadolu’ya girmeleri Selçukluları yıpratmış, 1300 yılında Selçuklu Devleti parçalanmış ve bölge Karamanoğulları tarafından beşbin altın karşılığında Memlük Sultanına satılmış daha sonra 1471 yılında Fatih Sultan Mehmet zamanında Osmanlı Devleti sınırları içerisine alınmıştır. Alanya, Tarsus ile birlikte 1571 yılında Kıbrıs eyaletine bağlanmış,1864 yılında ise,Konya vilayetinin sancağı olmuştur. 1868 yılında Antalya’ya bağlanmış, 1871 yılında bu ilin ilçesi olmuştur

Tatil Cenneti Didim Akbük

10 Eylül 2009 Yazan admin  
Kategori Manset, Turizm

akbuk3

Didim son derece hızlı gelişen ve özellikle son yıllarda Dünya üzerinde turizm ve yerleşim alanında dikkat çekmeye başlayan uç şehirlerden bir tanesidir. Harika plajları, berrak denizi, düz alanda yerleşimi olması, belediye hizmetlerinin her yere ulaşması, tarihsel dokusunun mükemmelliği, güvenli ve bugün için ucuz emlak edinme imkanının bulunması burayı çekici kılan faktörler…Bugünlerde yapılmaya başlanan 600 yat kapasiteli yat limanı 2008 yılı içinde bitirildiğinde Didim kendine has üslubuyla değerini daha da arttıracak. Bugün satın alınan bir daire veya yazlığın fiyatı en az yüzde elli artacak…Türkiye ortalamasının çok üzerinde bir artış bu…Hele Türkiye’de enflasyonun düşme trendine girdiği bu dönemlerde Didim’ e yatırım yapmanın ne kadar mantıklı ve kazançlı olduğu ortaya çıkar.

İnanılmaz güzellikteki altınkum’u apollan tapınagıyla , zeytiniyle mavununu her tonuna hakim ipek bir çarşafa bürünmüş bembeyaz bir incidir Didim…

1991 yılında ilçe olan Didim, doğuda Muğla il sınırı ve Akbük Körfezi, batıda ve güneşde Ege Denizi , kuzeyde Bafa Gölü ve Menderes Nehri ile sonorlanmoş bir yarımada şeklindedid… Yüz ölçümü 300 km2.dir. Osmanlı imparatorluğu zamanında varlığını ” ye ronda -yoran ” ismi ile sürdürmüştür.
1955 depreminden sonra önceleri halk arasında HİSAR olarak da adlandırılan YORAN devlet tarafından yaptırılan afet evlerine taşyındıktan sonra YENİHİSAR adını almıştır. Soınrasında isim benzerliğine meyil vermemek için dünya üzerinde bir yerde bulunan ve kök olarak DİDYMAİON dan gelen DİDİM olarak yenilenmiştir.

Bölgedeki en eski yerleşim birimi olan Akköy , o zamanlar nahiye statüsüne sahipken Didim , küçük bir yerleşim yeri idi. Mavi bayraklı Altınkum plajının duyulmasıyla birlikte cennetten çalıntı bu çamlarla kaplı sayfiye yerine başta Ankara ve diğer büyük şehirlerden gelen insanlar burada yazlık sahibi olamnın yollarını aradılar. Sonrasında yazlık sahibi olanlar emekli olup buraya , Altınkum’a yerleşerek bugünkü dokuyu oluşturdular. Büyük tur operatörlerinin turist getirmeye başlaması ve henüz keşfedilmeye başlanan Altınkum da turizm patlaması bu dönemin hemen ardından takip eder. Sonralarda körfer krizi ve diğer krizleri takip eden yavaşlama turizmi de vurur.

Didim Ulaşım
Karayolu: Didim’e yaz Turizm Sezonu boyunca Ülkemizin hemen hemen tüm illerinden düzenli otobüs seferleri ile ulaşılabilmektedir. Ayrıca, İzmir ve Aydın Otobüs Terminalleri’nden Didim Birlik ve Didim Seyehat Acentalarınca Didim’e karşılıklı olarak gün içinde düzenli otobüs seferleri yapılmaktadır. Otobüs ile İzmir’den Didim’e ulaşım yaklaşık iki, Aydın’dan ise bir saattir. Kış aylarında çeşitli şehirler arası otobüs acentalarınca, sabah ve akşam olmak üzere günde iki kez İzmir, Ankara, İstanbul – Didim arasında düzenli seferler mevcuttur. Oto Gar Zabıta Tel: (+90 256) 811 02 20

Havayolu: İzmir Hava Limanı Didim İlçe Merkezine 140, Bodrum Hava Limanı ise 70 km. uzaklıktadır. İzmir Hava Limanı’ndan karayoluyla 1,5 saatte, Bodrum Havalimanı’ndan isi 45 ila 60 dakikada Didim’e ulaşmak mümkündür. Ulaşım; taksi, dolmuş ve otobüsler ile yapılmaktadır.
Bodrum Hava Limanı Tel: (+90 252) 523 01 01
İzmir Hava Limanı Tel : (+90 232) 274 24 24
Denizyolu: Yaz Turizm Sezonu boyunca Didim-Bodrum, Bodrum-Datça arasında feribot seferleri yapılmaktadır. Yine, Yunan adaları İstanköy(Cos) ve Rodos’dan düzenli feribot seferleri ile bodrum üzerinden Didim’e ulaşmak mümkündür.
Bodrum Feribot Acentesi Tel: (+90 252) 316 08 82
Bodrum Express Deniz Otobüsü: (+90 252) 316 10 87

Didim; Efes, Milet, Prien gibi antik sehirlerin yani sira diger turistik yerlesimlere de yakin olusuyla dikkat çeker. Bu tatil cennetine ulasim çok kolay.Istanbul’a otobüs ile sadece 7 saat (Uçakla 1 saat), Izmir’e 2 saat, Ankara’ya 5 saat uzakliktadir

Didim’e havayollariyla ulasim sadece çevredeki Bodrum, Dalaman ve Izmir’deki havalimanlariyla mümkündür. Izmir Adnan Menderes Havaalanina 150km, Bodrum Havaalanina 90km. Dalaman Havaalanina 120km. uzakliktadir.

Didim’e Istanbul , Izmir , Ankara gibi büyük sehirlerden yaz aylarinda her gün direkt Didim seferi yapilmaktadir. Kis aylarinda sefer sayisinda azalma gözleniyorsa da; Nisan - Mayis aylarinda hareketlenen turizm sezonuyla birlikte normale döner. Bodrum - Altinkum arasinda ‘Bodrum feribot isletmeciligi’nin yüksek sezonda hergün; düsük sezonda haftada 3 gün düzenledigi seferler vardir

TURİZM BAKANLIĞI BELGELİ TESİSLER

İlçemizde bulunan turizm Bakanlığı belgeli tesisler ve sayıları aşağıda belirtilmiştir.

İŞLETME BELGELİ TESİSLER

OTEL : 14

APART OTEL : 1

PANSİYON : 1

TATİL KÖYÜ : 2

YATIRIM BELGELİ TESİSLER (AÇIK)

DİDİM BEACH ELEGANCE OTEL

GREEN ARARAT OTEL

YATIRIM BELGELİ TESİSLER (KAPALI)

CORNELIA LINK GOLF VE TATİL KÖYÜ

PALM WİNGS BEACH RESORT & CONVENTİON CENTER

KAFKAS TATİL KÖYÜ

ADAKALE

QUEEN’S HOTEL

HÜNER OTEL

SELPİNO OTEL

ROYAL BLUE BEACH COMPLEX

D-MARİN DİDİM MARİNA

BELEDİYE BELGELİ TESİSLER

İlçemizde bulunan belediye belgeli tesisler sayıları aşağıda belirtilmiştir.

§ OTEL : 181

§ APART OTEL : 15

§ MOTEL : 11

§ PANSİYON : 39

§ TATİL KÖYÜ : 2

Tatil Cenneti Bodrum

10 Eylül 2009 Yazan admin  
Kategori Haberler, Manset, Turizm

bodrum

Bodrum Tarihi

Hanikalkmassus‘ta (Bodrum‘un eski adı) M.Ö. 484 yılında doğan ve “Tarihin kızkardeşi” olarak bilinen Herodotos‘a göre Bodrum Got‘lar tarafından kurulmuştur. Daha sonra Karya ve Leleg‘ler bu bölgeye yerleştirmişlerdir. M.S.650 yılında Magareliler gelerek şehri iyice genişletmişler adını da Hanikalkmassus olarak değiştirmişlerdir. Bodrum M.S. 886 yılında Persler‘in egemenliğine girmiştir.

Hanikalkmassus en “parlak” devrini M.S. 953 yılında Mokarya bölgesinin başkenti olunca yaşamıştır. Dünyanın yedi harikasından biri olan Mausoleum bu dönemde Kral Mausolos‘un anısına kızkardeşi ve aynı zamanda karısı olan Artemisia tarafından köylülere yaptırılmıştır.

Bodrum M.S. 1192 Romalıların eline geçmiş ancak bu dönemde beklendiği üzere önemli bir gelişme göstermemiştir. M.S. 1395 yılında Bizharslılar, M.S. XVI yüzyılda Türkler tarafından harslanmıştır. I. Haçlı savaşlarında Bizanslıların, XIV. yüzyılda tekrar Türklerin eline geçmiştir. 1415 yılında Rodos Şövalyelerinin eline geçmiştir. 1522 yılında Kanuni Sultan Süleyman döneminde tekrar Osmanlı İmparatorluğu’na katılmıştır. Cumhuriyetin ilanından sonra adı şehre hakim olan kötü koku ve sıcak havalarda yüksek tepelere kadar ulaşan pis deniz havasından dolayı Bodrum olarak değiştirilmiştir. Modern Bodrum, tarihini bugünkü sosyal ve kültürel yaşamda da yansıtmakta, ülkenin deniz kum ve seks turizmine “elinden” gelen katkıyı sağlamaktadır. Ülkenin önemli kağıt üreticileri, Bodrumluların son yıllarda artan tensel tatmin hizmetlerinin ihtiyaçlarını karşılayabilmek amacıyla Bodrum ve çevresine modern tesisler kurma girişimlerine başlamıştır. Bodrum halkı, bu tarihsel misyonu yerli ve yabancı turistlere de hizmet vererek sürdürmektedir.

Bodrumun Coğrafi Durumu

Kuzeyde Güllük, Güneyde Gökova Körfezi’nin çevrelediği Bodrum Yarımadası’nda yeralan ilçemizin Milas İlçesi ile kara sınırı vardır. İl merkezine uzaklığı 115 km.dir. 557 km² alana sahip olan ilçe Yeryüzü şekilleri bakımından engebeli ve iç kesimleri ovalık, kıyıları çok girintili ve çıkıntılı, toprak yapısı itibariyle çok fazla kalker içerikli alanlardan oluşur.İlçenin kıyı uzunluğu 86 deniz milidir. En yüksek yeri Mazı köyü sınırları içerisinde bulunan Yaran Dağı (873 m)dır.

İklim itibariyle Ege ve Akdeniz iklimlerinin sentezinden oluşan bir özelliğe sahiptir. Yarımada olarak mikro klima alan özelliği gösterir. Yaz aylarında hiç nem bulunmaz. Kış aylarında ise nem oranı oldukça düşüktür. Yaz ayları sıcak ve kurak, kış ayları oldukça ılık ve yağışlıdır. 1970 yılından bu yana kar yağışı 2004 yılı Şubat ayında meydana gelmiş ve kar kalınlığı ortalama 5 cm.yi bulmuştur.

Yarımada bitki örtüsü olarak çok belirgin bir şekilde ikiye ayrılmıştır. Bodrum-Milas karayolunun batısında yer alan kısımda bitki örtüsü yer yer çalılık ve fundalıklar ile yörede ” çeti ” tabir edilen dikenli otlarla kaplıdır. Karayolunun doğusunda yer alan kısım iğne yapraklı kızıl çam, yabani çilek, mersin ve sandal ağaçlarıyla kaplıdır. İlçenin % 61.3’ü orman sayılan alanlardandır. İlçede düzenli akarsu yoktur. Mumcular Beldesinde bulunan Sulama Göleti ise sulama ve içmesuyu amaçlı kullanılmaktadır.

Bodrumda Turizm

Bodrum plajlarıyla, gece hayatıyla, Bodrum Kalesi ile tüm dünyada bilinen Turizm merkezlerinden biridir. İlçe merkezindeki plajın yanında Gümbet, Turgutreis, Yalıkavak, Gümüşlük, Yalıçiftlik, Türkbükü gibi bugün belde olmuş eski köylerdeki plajlar yeşille mavinin en güzel birleştiği yerler olarak bilinir. Yat turizmi ilçede gelişmiştir.

Bunların dışında çok eski dönemlerden beri bu bölgede yerleşim olması dolayısıyla pek çok tarihi kalıntı vardır. Bunlardan bazıları: Termera, Mindos, Telmissus, Pedesa, Antik Tiyatro, Mausoleion, Göktepe ve Mindos Kapısı’dır

Bodrum Plajları

Güvercinlik : Bodrum’a 25 km. uzaklıkta, yeşil ve mavinin iç içe geçtiği harika güzelliğe sahip bir koydur. Güvercinlik bu doğal ve doyumsuz güzelliği yanında, karşısında bulunan Salih Adası ile de ilgi çekmektedir.

Torba : Bodrum’a 5 km. uzaklıkta sakin bir köydür. Çam ve zeytin ağaçlarının yeşilliği ile pırıl pırıl bir denizin kaynaştığı şirin ve hareketli bir koy olan Torba’dan Didim, Milet ve Priene’ye tekne turları yapılmaktadır.

Gölköy : Bodrum’un 13 km. kuzeyinde bulunan Gölköy, çam, mandalina ve palmiye ağaçlarının serin bir denizle birleştiği doğa harikası yörelerimizden biridir.

Gündoğan : İnsan elinin az değdiği, güzelliğini en doğal biçimiyle hala korumakta olan Gündoğan Koyu, Bodrum’a 18 km. uzaklıkta olup mandalina bahçeleri ile ünlüdür.

Yalıkavak : Bodrum’a 18 km. uzaklıkta bulunan köy, yarımadanın kuzeybatısındadır. Yel değirmenleri, denizi, balığı ve narenciyesi ile ünlü olan Yalıkavak’ın bir diğer özelliği de en ünlü süngercilerin buradan çıkmasıdır.

Gümüşlük : Yarımadanın en eski yerleşim birimlerinden biridir. Bölgede Tavşan Adasını karaya bağlayan eski limanın kalıntılarını yer yer görebilmek mümkündür. Berrak denizi ve balığı ile ünlü olan Gümüşlük ayrıca flora yapısının zenginliği ile de dikkat çekicidir.

Kadıkalesi : Berrak bir deniz ve narenciye bahçeleri ile çevrili olan Kadıkalesi, Bodrum’a 23 km. uzaklıkta olup adını Helenistik dönem mimarisinin örneklerinden olan kale kalıntısından almıştır.

Turgutreis : Adını ünlü Türk denizcisi Amiral Turgut Reis’ten alan kasaba Bodrum’dan sonra yarımadanın en kalabalık yerleşim merkezidir. Gün batımının en güzel izlendiği yerlerden biri olan Turgut Reis mandalina bahçeleri ile ünlüdür.

Akyarlar : Nefis bir kumsala ve pırıl pırıl bir denize sahip olan koy, Bodrum’a 13 km. uzaklıktadır. Antik adı Arhialla olan Akyarlar, sörf için son derece uygun koşullara sahip olması ile dikkat çekici olmaktadır.

Bağla : Yarımadanın en güzel koy ve plajlarından birine sahip olan Bağla, kamp yapmaya oldukça elverişli olup Bodrum’a 14 km. uzaklıktadır.

Aspat : Yöresel türkülerde adı geçen Aspat’ın eski adı Aspartos’tur. Bağla’dan sonra deniz kıyısında yükselen bölgede, Klasik Çağ’dan günümüze dek gelen çeşitli uygarlıkların kalıntıları görülebilmektedir.
Ortakent : Mandalina bahçeleri ve ılık denizi ile ünlü olan Ortakent Bodrum’a 14 km. uzaklıkta olup Bodrum’daki köy yaşamını gözlemlemek için en uygun noktalardan biridir.

Bitez : Bodrum’a 10 km. uzaklıkta bulunan Bitez, köyle deniz arasındaki araziyi kaplayan mandalina bahçeleri ile maviyle yeşilin birleştiği en güzel köşelerden biridir.
Karaada : Bodrum’a yaklaşık 6 km. mesafede bulunan Karaada, şifalı sıcak suyu ile ünlüdür. Doğal bir mağaradan çıkan bu suyun ve mağaradaki çamurun çeşitli rahatsızlıklar üzerinde etkisi olduğu söylenmektedir.
Ada Boğazı (Akvaryum) : Suyun berraklığı nedeniyle Akvaryum adıyla adlandırılmaktadır. İç adanın açıklarında 30 m’ye kadar derinliği olan deniz tabanı çıplak gözle görülebilmektedir.

Bodrumda ULAŞIM

Karayolu: Bodrum’a ülkemizin tüm illerinden düzenli otobüs seferleri ile ulaşılmaktadır. Otobüs terminali şehir merkezindedir.

Otogar Tel : (+90-252) 316 26 37
Denizyolu: Yunan Adaları İstanköy’e (Cos) ve Rodos’a düzenli feribot seferleri yapılmaktadır. Bodrum’dan Datça (Knidos) , Didim ve Dalyan’a da deniz bağlantıları bulunmaktadır. Feribot ve deniz otobüslerinin hareket noktaları Ana Limandadır.
Bodrum Feribot Acentesi :(+90-252) 316 08 82
Bodrum Express (Deniz Otobüsü)(+90-252) 316 10 87
Havayolu: Bodrum-Milas Havaalanı ilçe merkezine 30 km. uzaklıktadır. Ulaşım THY servisleri, taksi ve dolmuşlarla yapılmaktadır.
Havalimanı Tel: (+90-252) 523 01 01

Söke-Milas arasında yer alan Bafa gölüne paralel uzanan yol, inişli çıkışlı dar virajlardan oluşuyor ve sollamaya elverişli görülmüyordu. Çift katlı otobüsler ve kamyonlar görüş açısını kesiyor, sürücü için riskli bir yolculuk başlıyordu. Ancak artan trafik yükünü kaldıramayan ve tabiatı koruma alanı içindeki yolda nihayet genişletme çalışmaları başladı. Fazla ağaç kaybına neden olmayacak şekilde traşlanan yan kayalıklarda yeni şeritler kazanıldı. Keskin virajlarda dolgu çalışmaları yapılarak by-pass geçişlere imkansağlandı. Büyük bölümü biten fakat yeni şeritler üzerindeki molozların alınmadığı ve asfaltlanmadığı yolda, sürücüler özellikle gece geçişlerinde daha dikkatli olmalılar. Bodrum yakınları ve havaalanı çevresinde ulaşım, otoban kalitesinde geniş ve tek yönlü yollarla sağlanıyor.

TUR ŞİRKETİ / OTOBÜS / UÇAK : Bodruma Dalaman Havalimanı, Varan Turizm, Ulusoy gibi birçok ulaşım yoluyla gidilebilir.




Aşk Mesajları Ayrılık Mesajları Evlilik Sözleri Komik Sözler Türkü Sözleri Yalnızlık Mesajları Sitem Sözleri Nefret Sözleri Ulusal Gazeteler Günlük Gazeteler İngilizce Gazeteler Yerel Gazeteler Spor Gazeteleri KKTC Gazeteleri Azerbaycan Gazeteleri Yerel Dergiler Formda Kalmak Diyet Hakkında Cilt Bakımı Yüz Bakımı Vücut Bakımı Sağlıklı İlişki Seksi Olmak Kalp Çalma Wipeoutturkey Hastaneler Tren Seferleri Bankalar AOF Büroları Tc Kimlik No SSK Hizmet Dökümü Sinema Emekli Sandığı Key Ödelmeleri Bağkur Bilinmeyen No'lar AÖF Sonuçları KPSS Sonuçları Hava Durumu Posta Kodları İl Trafik Kodları Fenerbahce Beşiktaş Galatasaray Trabzonspor Sansa Bak On Numara Şans Topu Sayısal Loto Milli Piyango Atyarışları iRc Komutları Op-Sop Kuralları miRc Script Duvar Yazıları Rüya Tabirleri Kitap Hazır SMS ler Diziler

Sohbet ilkyardim eğitim merkezi