Kadir İnanır 40. sanat yılını Kutlayacak
03 Ekim 2009 Yazan admin
Kategori Kültür & Sanat, Manset

Kadir İnanır 40. sanat yılını kutlayacak
Altın Portakal Film Festivali’nde İnanır’ın sanat hayatı 40. yılı çeşitli etkinliklerle kutlanacak.
Türk sinemasının usta oyuncularından Kadir İnanır’ın 40. sanat yılı Altın Portakal’da kutlanacak.
Antalya Büyükşehir Belediyesi ve Antalya Kültür Sanat Vakfı işbirliği ile düzenlenen 46. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali çerçevesinde Kadir İnanır’ın sanat hayatı 40. yılı çeşitli etkinliklerle kutlanacak.
12 Ekim Pazartesi günü saat 19.30′da Özdilek Park AVM’de, Vadullah Taş’ın hazırladığı İnanır’ın film afişlerinden oluşan serginin açılışı yapılacak. “Kırk Yılın Anısına 40 Kadir İnanır Filmi Afişi” adlı serginin açılış kokteylinin ardından ünlü oyuncunun son filmi “Son Cellat”ın gösterimi yapılacak. Sanat yaşamının 40. yılı anısına Kadir İnanır’a, seçkin konukların bir araya geldiği bir ortamda, Antalya Büyükşehir Belediyesi ve AKSAV Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Akaydın tarafından bir de plaket sunulacak.
Kadir İnanır, 1949 yılında kalabalık bir ailenin son çocuğu olarak dünyaya geldi. İlk ve ortaokulu Fatsa’da bitirdi. İstanbul’da Haydarpaşa Lisesi’nde yatılı okudu.
Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo-Televizyon Bölümü’nü bitiren Kadir İnanır, 1969 yılında düzenlenen bir yarışmada birinci olarak, sinema hayatına başladı. Bir yıl yardımcı rollerde deneyim kazandıktan sonra hep başrollerde oynadı. Aralarında “Selvi Boylum Al Yazmalım”, “Karılar Koğuşu”, “Tatar Ramazan”, “Komiser Şekspir”, “Yılanların Öcü”, “Ah Güzel İstanbul” gibi ünlü filmlerin de bulunduğu 182 sinema filminde ve 7 televizyon dizisinde rol alan İnanır, 23. Altın Portakal Film Festivali’nde (1986) “Yılanların Öcü”ndeki rolüyle “En İyi Erkek Oyuncu” seçilmişti. İnanır, sinema dışında sosyoloji, ekonomi ve siyasetle ilgileniyor.
SON CELLAT
Şahin Gök’ün yönettiği, senaryosunu Macit Koper’in yazdığı ve Kadir İnanır’ın son filmi olan ‘Son Cellat’, ülkenin askeri cuntayla yönetildiği bir dönemde hapse atılan savcı Yusuf (Atilla Saral) ile cinayetle yargılanan cahil bir köylü arabacı Cabbar (Kadir İnanır) arasında kurulan dostluğu anlatıyor. Film karanlık bir dönemin acılarına, idam edenlerle idam edilenlerin dramlarına tanıklık ediyor.
Hadise Tekrar Düşünüyor
20 Eylül 2009 Yazan admin
Kategori Kültür & Sanat, Manset

2010yılında Norveç’te yapılacak olan Eurovision Şarkı Yarışması’nda doğduğu ülke olan Belçika’yı temsil etmesi gündeme gelen şarkıcı Hadise kararsız kaldı.
Bayram sonrası kararını verecek olan Hadise tekrar teklif gelmesi halinde Türkiye
için yarışabileceğini söyledi. Penti’nin yeni reklam yüzü olan Hadise tanıtım
toplantısında “Eğer kaderimde böyle bir şey yazılıysa ikinci kez Türkiye’yi
temsil etmek isterim” dedi.
Dördüncü olduğu yarışma dönüşü havaalanında “Eurovision defteri benim için kapanmıştır” diyen Hadise “Türkiye için bir daha katılmamdemedim. ‘Şimdi
bu kitabı kapatıyorumve rafa koyuyorumher hafta tozunu alıp arada okuyacağım’ anlamında söyledim” sözleriyle çark etti. Sevgilisi besteci
Sinan Akçıl ile ilgili soruları yanıtsız bırakan Hadise, “Evlenmeliyiz şarkısıyla
mesajmı veriyorsunuz?” sorusuna ise “Ben her genç kız gibi gelinliklere düşkün olan düğün ve kına gecelerine katılmayı seven bir kızım. Yeni bestecilerle çalıştığımzaman onların beni tanıması gerekiyor güzel şarkılar yapabilmeleri için. Böylece ‘Evlenmeliyiz’ şarkısı ortaya çıktı” yanıtını verdi.
Cem Yılmaz Bu !!!
20 Eylül 2009 Yazan admin
Kategori Kültür & Sanat

Ünlü komedyen Cem Yılmaz, İtalya’nın güneyindeki Lecce kentinde “Serseri Mayınlar” (Mine Vaganti) adlı yeni bir film çeken yönetmen Ferzan Özpetek’in setine geldi.
“Vahşi Batı” filminin çekimlerini tamamlayan ve son montaja girecek olan Cem Yılmaz, dinlenmek amacıyla çalışmalarına kısa bir ara vererek yakın arkadaşı Ferzan Özpetek’i ziyaret etti.
“Serseri Mayınlar” filmi çekimlerinin yapıldığı sete gelen Yılmaz, İtalyan oyuncularla tanıştı ve esprileriyle sette neşeli bir ortam yarattı.
AA muhabirine konuşan Yılmaz, “Özpetek’in hayranıyım” derken, “Ferzan, yurt dışında hep övündüğümüz bir yönetmen. Türkiye ile de ilgileniyor. Festivalleri takip ediyor, Türk sinemasına destek veriyor” dedi.
Özpetek’in filmlerinde her zaman bir mizah olduğunu kaydeden Cem Yılmaz, “Ben, Ferzan’ı komedyen olarak da çok seviyorum” diye konuştu.
“Gelecekte ortak bir film yapma projesi olabilir mi?” sorusuna, “Ferzan’ın Türkçesini geliştirmesi lazım!” diye esprili cevap veren ünlü komedyen, “Ama tabii ki benim de İtalyancamı ilerletmem gerekiyor. Ortak bir noktada da buluşabiliriz!” diye ekledi.
AA
Şabanoğlu Şaban En Komik Seçildi
20 Eylül 2009 Yazan admin
Kategori Kültür & Sanat

Şaban Şarlo’yu solladı
Kemal Sunal’ın başrolünü oynadığı ‘Şabanoğlu Şaban’ , dünyada tüm zamanların en iyi komedi filmi seçildi.
18.09.2009 14:01
Türk Sineması’na ‘Şaban’ karakteriyle damga vuran Kemal Sunal, ölümünden 9 yıl sonra, dünyanın en komik filmleri listesinde zirveye oturdu. Sunal’ın başrolünü oynadığı ‘Şabanoğlu Şaban’ isimli film, dünyanın en büyük sinema filmleri veritabanı olarak kabul edilen imdb.com tarafından en iyi komedi filmi seçildi. IMDB tarafından belirlenen listede, Charlie Chaplin, Woody Allen ve
Leslie Nielsen gibi isimlerin filmlerini geride bırakarak, ‘Tüm Zamanların En İyi 50 Komedi Filmi’ listesinde bir numaraya yerleşen ‘Şabanoğlu Şaban’, Kemal Sunal’ı dünya çapında unutulmaz kıldı.
GAZETE HABERTÜRK-HT MAGAZİN-MEHMET ÇALIŞKAN
Sunal’ın rol aldığı altı film daha yer aldığı listede. ‘Kibar Feyzo’ 12. ‘Hababam Sınıfı Tatilde’ 16. ‘Süt Kardeşler’ 19. ‘Hababam Sınıfı Uyanıyor’ 31. ‘Davaro’ 42. ve ‘Hababam Sınıfı’ 47. sıraya yerleşti. Türk filmleri dünyanın en komik filmlerini sollayarak bir başarıya imza attı ve listeye Şener Şen de iki filmle girdi. ‘Züğürt Ağa’ 11. sırayı alırken, ‘Arabesk’ 49. oldu.
HOLLYWOOD SIRRI
Kemal Sunal’ın listede ilk sırada yer alması hakkındaki görüşlerini almak için aradığımız Gül Sunal, eşiyle her zaman gurur duyduğunu belirtti. Sunal, “Böyle bir listeye ilk sıradan girmesi beni oldukça duygulandırdı” dedi. Gül Hanım, bu haberin ardından şimdiye kadar hiç bilinmeyen bir konuyu da ilk kez açıkladı. Kemal Sunal’ın 15 yıl önce Hollywood’a kapak atmaya çalıştığını, hatta bir CV hazırlayarak, İngilizce kursuna yazıldığını söyledi. Gül Sunal sözlerine şöyle devam etti: “Kemal şansını Hollywood’da denemek istedi ve organizatör Ahmet San’dan yardım istedi.
Ahmet Bey, Kemal’in ne kadar istekli olduğunu gördü ve birlikte Amerika yolunu tuttular. Kemal’i, 1994 yılında Los Angeles’ta, o dönem Michael Jackson’un menajerliğini yapan Jim Morrey’le tanıştırdı. Ancak bu hikâye Kemal’in istediği gibi sonuçlanmadı.”
ÇOCUKLARI İÇİN…
Ahmet San, Kemal Sunal’la birlikte çıktıkları Hollywood macerasını ve neden başarılı olamadıklarını ise şöyle anlattı: “Kemal Bey, oldukça istekli ve umutluydu. Donanımlı bir CV yazmış, filmlerinin ve diğer çalışmalarının özetlerinin bulunduğu bir kaset hazırlamıştı. Ancak, yeni bir maceraya atılma konusunda tereddütleri vardı. Çocukları henüz çok küçüktü.
Onların geleceği için Amerika’da başarısız olma lüksüne sahip olmadığına karar verdi. Şahsi düşüncem, şansını deneseydi, dünyaca ünlü bir komedyen olabilirdi.”macerası ise şimdi gün yüzüne çıkıyor.
‘Gurur duyuyoruz’
Kemal Sunal’ın oğlu Ali Sunal, babasının başarısıyla ilgili konuştu: “Ne mutlu bana ki, yaşarken gurur duyduğum babamla ölümünden yıllar sonra da gurur duymaya devam ediyorum. Kardeşim Ezo’yla birlikte Kemal Sunal gibi bir adamın çocukları olmaktan dolayı ömrümüz boyunca gurur duyacağız. Babamızın, böylesine saygın bir listede, birçok yabancı aktörü geride bırakması az bir başarı değil. Bu Kemal Sunal isminin ölümsüz olduğunun göstergesidir.”
Listede yer alan diğer komedi filmleri:
Altına Hücum’ (Charlie Chaplin)
‘General’ (Buster Keaton)
‘Bir Gecede Oldu’ (Frank Capra)
‘Bazıları Sıcak Sever’ (Tony Curtis-Jack
Lemmon)
‘Dr. Strangelove’ (Stanley Cubrick)
‘Annie Holl’ (Woody Allen)
‘Uçak’ (Leslie Nielsen)
‘Wanda Adında Bir Balık’ (Kevin Kline)
‘Ah Mary Vah Mary’ (Cameron
Diaz-Ben Stiller)
8 bin 500 yıllık çukurlar bulundu
08 Eylül 2009 Yazan admin
Kategori Kültür & Sanat

Kahramanmaraş’ın Pazarcık ilçesi Narlı beldesinde bulunan Domuztepe Höyüğü’nde sürdürülen kazılarda 8 bin 500 yıl öncesine ait olduğu düşünülen çöp çukurları bulundu
Halaf medeniyeti dönemine ait olduğu sanılan çukurlarda, hayvan kemikleri ve seramikler, yaşanılan çevreye karşı nasıl bir duyarlılık içerisinde bulunulduğunu gözler önüne serdi.
Yaptıkları çalışmalar sonucu dönemin insanlarının ihtiyaçlarından fazlasını tüketmediklerini gördüklerini söyleyen İngiliz Arkeolog Dr. Stuart Campbell, “Burada yaşayan insanlar çevre konusunda bizden daha hassaslardı diyebilirim.” dedi.
California ve Manchester Üniversitesi işbirliğinde 14 yıl önce başlatılan Domuztepe kazısı ile 8 bin 500 yıl önceki medeniyetin izleri araştırılmaya devam ediliyor.
Kazı, 2008 yılından itibaren de Manchester Üniversitesi ile British Museum tarafından gerçekleştiriliyor. Bölgede, Manchester Üniversitesi’nden Arkeolog Dr. Stuart Campbell idaresinde, Kültür ve Turizm Bakanlığı Yetkilisi Tolga Çelik, Ortadoğu Teknik Üniversitesi’nden (ODTÜ) araştırma görevlileri Deniz Erdem ve Mina Şentek’in de aralarında bulunduğu 20 yerli ve yabancı arkeolog ile 10 işçi çalışıyor. Höyüğün nasıl bir işlevi olduğuna yönelik araştırmalar yapan kazı ekibi, dönemin insan ilişkilerine dair de birçok ipucunu yakalıyor. 20 hektarlık bir alanda kurulu ve döneminin en büyük höyüğü olduğu söylenen Domuztepe’nin, şehirleşmeye geçmeden önce iskan edildiği, üretim metotlarının da bunu gösterdiği belirtiliyor.
Yapılan kazılarda ele geçen en önemli bulgulardan biri döneme ait çöp çukurları oldu. Şehirleşme öncesi bir medeniyetin izlerini araştırmanın heyecanını yaşayan kazı ekibi, bulunan bu çöp çukurlarının işlevi ile ilgili de birçok ipucu yakalama şansı buldu.
Kazı heyetinin başında bulunan İngiliz Arkeolog Dr. Stuart Campbell, bu çukurlarda hayvan kemiği ve seramiklerin ele geçirildiği ifade ederek, yeme içme alışkanlıkları ve diğer aktivitelere yönelik bilgi edindiklerini vurguladı.
Çukurlar aracılığıyla su konusunda da bilgi sahibi olduklarını kaydeden Campbell, hem bazı parçaların yıkanması için, hem de kille karıştırılıp seramik yapılması için sudan faydalanıldığını dile getirdi.
8 bin 500 yıl önce yaşayan medeniyetin çevreye karşı ne derece duyarlı olduğunu bu çukurlar sayesinde görme imkanı bulduklarını kaydeden Campbell, “Bu medeniyet çevreyi biliyordu. Neyi nereden alacaklarını hangi kaynaktan alacaklarını biliyorlardı. Çevreye karşı oldukça duyarlılardı. Hiçbir zaman ihtiyaçlarından fazlasını tüketmediler. Çevre konusunda bizden daha hassaslardı diyebilirim.” diye konuştu.
Yapılan kazıların 10 yıl daha sürmesini planladıklarını anlatan Campbell, bu sürenin de 20 hektarlık alandaki bu büyük höyük için yeterli olamayabileceğine dikkat çekti.
Kahramanmaraş Kültür Turizm Müdürü Seydi Küçükdağlı da Domuztepe kazılarının önemine değinerek, müzede bu kazının temsili canlandırılmasının yapılacağı bilgisini verdi.
Kahramanmaraş’ın arkeolojik bir kent olduğuna ve birçok değeri bünyesinde barındırdığının altını çizen Küçükdağlı, kazının turizm açısından da bir önem arz ettiğine vurgu yaptı.
Kaynak: CİHAN


a>
a> 