Aşk Yoksun,yoksulum..

11 Ocak 2010 Yazan eSeR  
Kategori Güzel Sözler, aşk

imagesAşk Yoksun,yoksulum…

Ve en çok seni özledim ben.
Karşı komşunun sokağa çıkacağı zamanı beklemeni.
Her teyzeyi annen gibi sevmeni.
Sanki ayıpmış gibi kimselere söylememeni.
Ve o bisikleti ilk gördüğünde koşuşunu.
Yağmurlu bir günde annenin elinden yediğin ekmeği.
Islanan sokaklara bakıp duygulanmanı.
Yaz akşamlarında oturduğun kaldırımı.Seni bir kez daha görmek isterdim…
hiç konuşmadan..
kısa pantolonlu siyah beyaz halini..

bir lokma boyunu..
diz çöküp yere sımsıkı… ama çok sıkı
sarılmak sana..
göz yaşlarımı omuzlarına bırakıp gitmek istiyorum şimdi
sana kim olduğumu söylemeden…arkama bakmadan
ağladığımı sana göstermeden
seni çok özledim
ama çok özledim
çocukluğum! ! eSeR…

aşk sembolleri

11 Ocak 2010 Yazan eSeR  
Kategori aşk

trjrAşk garip bir oyun. Ayrıca garip olan sadece aşkın kendisi değil, aynı zamanda aşkın sembolleri de oldukça farklı. Gelin aşkın sembollerine birlikte bir göz atalım…

Ejderha
Ejderha özellikle çinde büyük bir önem taşıyor. Çünkü ejderha üretkenliğin bir simgesi ve bu yüzden de hiçbir kutlamada eksik olmuyor. Ayrıca bu yıl “Ejderha” yılındayız… İlgilenenlere duyurulur!

Gül
Gül antik astrolojide Venüs’ün ve aşkın simgesi olarak kabul ediliyordu. Gerçi günümüzde de anlamını hala yitirmeyen gülün yeri her zaman ayrı olacak.

Yumurta
Yumurta Yahudilerde, Hıristiyanlarda ve aynı zamanda filozoflar için üretkenlik anlamını taşıyordu.

Elma
Havva’nın Adem’i baştan çıkartması elmaya bağlanıyor. Herhalde o gün bugündür de elmanın erkekleri baştan çıkarmak için kullanılan bir meyve olarak kabul edilmesi gayet doğal.

Timsah
Gambia’da bir söylentiye göre nehirde beyaz bir timsah görürseniz, çok çocuğunuz olurmuş. Nehirde beyaz timsah gören oldu mu bilinmez ama, ülkemizin beyaz timsah görmeye hiç mi hiç ihtiyacı yok.

Nişan yüzükleri
Hayatını birlikte geçirmeye karar veren çiftlerin ve sonsuz sevginin simgesi olan nişan yüzükleri çok eskilere dayanıyor. Güncelliğini de hala yitirmedi.

Ay
Gece tanrıçası Sirona’nın simgesi olan ay, aynı zamanda üretkenliğin de bir simgesi.

Yılan
Yılan birçok kültürde görüntüsü ve hareketliliğinden ötürü cinsellikle karşılaştırılıyor.

Salatalık
Freud için dik duran herşey erkeklerin cinsel organını simgeliyor, özellikle rüyalarda. Ayrıca daha antik çağda bile dik duran nesneler tanrıların cinsel organını simgeliyordu.

Dudaklar
Kırmızı dudaklar her zaman kadınların cinselliğe hazır olduklarını ve birşeyleri arzulamaya başladıklarını gösteren bir simge olmuştur.

Kurbağ
Eskiden kurbağ gören kişinin ikizleri olacağı düşünülürmüş. Ayrıca kadınların kurbağ gördüklerini söylemeleri cinsel ilişkiye girmek istediklerini belirtirmiş

aşk

11 Ocak 2010 Yazan eSeR  
Kategori aşk

default Dün başka bir şehrin kokusunda denizi soludum özlemle. Ay denizin tepesindeydi. Bıraksalardı, kalsaydım kayalıkların başında. Dalgaların karşısında, bütün dünya sırtımın arkasında.

Dün, bugün, yarın. Aslında ne zaman? Zaman ne? Zamanımız ömrümüz kadar ancak. Yaşımızsa yaşamışlığımızdan daha az.

Yoktun! Hüzün şarkıları vardı dilimde, düşlerimde. Gül bahçelerinin kokusu sinmişti uykularıma bilmezsin. Bir cümle değil ki aşklar, bir satır değil ki duygular. Düşlerim kadar uzun olamaz ki bütün yazdıklarım, yazılanlar. Umutlarım kadar büyük olmalı sevgilerim. Yazık şeyler, boş inançlar, duyarsızlık. Hiç kimse değil herkes. Ama birşey, tek bir şey için; Yaşamak mümkünken yaşamak için.

Düzgün alıntıları var kararsız yaratmaların hayatımızda. Eğri birşey var aralarında, isteksizlik gibi, yılmışlık gibi. Bezgin bir görüntü var yüzümde savaşıyor da yeniliyor gibi.

O, benim! Yüzüm aydınlatıyor gerçekleri. Bir denemeydi yalnızca. Bir yaz sıcağı denemesi. Olası bütün özgürlüklerle sarılmak güneşe. Sahip olduğum bütün yalnızlıklarla, yalnız kalmak o uzak deniz şehrinde. Bir uzaklaşmak çabası kendimce. Bir boşluğu dolu dolu yaşamak .

Sözcükler maviye boyandı uzaklarda, özlemler martılara yüklendi. Orası denizdi. Bir satır öncesiydi. Hiçbirşey eskisi olamazdı!.. Olmamalıydı. Varlığını hissettiğin ama yaşayamadığın duyumsamalar vardır. Aslında gerçektir, aslında yaşanasıdır, aslında senindir. Ama buna hazır değilsindir bütünüyle. \”Bu bir başlangıç olmalı\” diye düşündüğün şey ne kadar somutsa, sen de o kadar soyutsundur. Seni gerçekten rahatsız edense; bir sebep bulamayışındır davranışlarına.

Belki sebep oradaydı, yalnızca sen göremiyordun. Bir isimdi belki, bir geçmişti, geçmişindi, öncendi; düşünmekten korktuğun. Tekrar yaşamaya cesaret edemediğin bir süreçti.

Bekledin öylece ve beklemeye aldığın diğer herşey vardı bir yanda, ben gibi. Ve aslında nedir olması gereken, yapman gereken bilmeden.

Dünyanın en tepesinde ve yalnız olmayı düşleyerek bakıyorum güneşe. Yalnızca bir bakış uzaklığında mavi. Suda mavi, havada mavi. Gördüğüm ve düşündüğüm herşey biraz mavi.

Sessizliği çözen dalga sesinde uyanıyor gerçekler uykusundan. Bu umutsuzluk: Gerekçesiz geç kalması yaşamın anlamının…

Kapalı kapıların ardında kaldı yürekler

Yazamadı şiirini, söyleyemedi şarkısını sözcükler.

Siz, geniş zamanlar umuyordunuz,

çirkindi dar vakitte bir sevgiyi söylemek.

Ama hep dardı vakitleriniz,

çünkü yüreğiniz dardı sizin.

Bana hiç sevmediğinizi söyleyin…

Ve sen, çocuk düşleriyle yarattığım sevgili, yalnızlığı seçiyorsun belki zorlayarak kendini. Gidip de bir daha dönmediğindir, ardında kalan. Sırasız yaşadığın bütün o sevgiler boşluklarını tamamlayacak hayatının. Oysa koparıp almalıydın kendini bütün o yanılgılardan.

Hiç konuşamadıklarımızı yazıyorum şimdi. Gidiyordun. Gidiyordun zaten. Gidiyordun sen. Hiç yaşamadıklarımızla gidiyordun. Hep yapmayı isteyip de yapamadıklarımızla. Daima ertelediğin herşeyle birlikte gidiyordun.

Seni değil kendimi son kez uğurluyordum. Giden bendim aslında. Sen kaldın. Sen hep o sende kaldın çünkü. Bütün çelişkilerinde, bütün korkularında kaldın.

Çok zaman geçmedi. Yalnız kaldı, konuşamadı, içine döndü bir çiçek. \”Boşuna bir bekleyiş.\” dedi bütün dünya, inanmadı. \”Anlayacak\” dedi. \”Anlamalı sevginin gücünü.\”

İzleri bile kalmadı seninleliğin. Hevesleri yok ettin ya, umutsuz kaldı gözler, ağlayamadı bile.. Yokluğunla bitti sözcükler. Sen gittin.

Aynı sonların devamında aynı başlangıçları yaşamamak için öğrenmeliydin bazı şeyleri.

Birgün kendi gökyüzüne bakarken, hatırlayacak mısın söylediklerimi? \”Sevmek yürek ister. Sevgi yüreğini ister, vermelisin. Sevgiye yüreğini vermelisin!\”

Yarın uyanacağın yeni gün, yeni biri olmayacaksın. Ne yazık, dünya da aynı dünya olacak. Değişebilecek tek şey yaşama bakışın olabilir. İyimserliğin ve kötümserliğin çok ince bir çizgide ayrılıyor birbirinden. Bu içindeki sevgi çokluğuna bağlı. Mutlu yada mutsuz olabilirsin. Yaşamının anlamı kendi içinde saklı, aramaya hazır mısın? Aramayı ister misin? Sen ne kadar sensin, bu ne kadar senin yaşamın? Gördüğüm sensin. Ya göremediğim sen? Bulmaya çabaladığım fakat bulamadığım sen… Ulaşamadığım sen…

Çok şeyi göze almıştım oysa. Yıkıntıların ardından yine yeni bir savaşı bile. Sen de savaşlardan geliyordun çünkü. Yaraların vardı, anlıyordum. Olabilirdi, yapabilirdik. Korkmasaydın, vazgeçmeseydin.
Bugün sana bunları yazarken düşündüklerim, düşlediklerimin yarısı bile değil. İzin verseydin.. Paylaşabilseydim. Anlatabilseydin. Dinleseydim. Söyleseydin!.. Söyleyebilseydin..

\”Umut ettiğim kadar olabilir miydi\” diye düşündüğümde, bir neden bulamıyorum. Ve sen ayrıntıları nasıl gözardı edebildin vazgeçerken? Yaşadıklarımı, düşündüklerimi, ben kadar yakın hissederek paylaştım seninle. Belki alışık olmadığın kadar güvenerek. İçimden geldiği gibi, öylece. Ne yapayım ben böyleyim. Bu hataysa eğer, daha önce de aynı hatayı yapmıştım. Keşke anlasaydın… Sevgiyi bu kadar kolay harcayamam ki.

Bir uzun yolun ortasında, kendi doğrularımdan yada yanlışlarımdan vazgeçmeyi düşünerek gitmiştim sana. Ya sen bana gelmeyi başarabildin mi? Kendinle hesaplaşmaların vardı: Kabullenemeyişler, zorlamalar, geriye dönüşler, dönemeyişler… Bir gelecek endişesi taşıyordu korkuların pişmanlık duymamak için. Peki ya kaybetmek korkusu yok muydu içinde? Kendi kendinden kaçıyordun. Kendi sevgilerinden. Sevgi sadakat ister, ona sadık kalmalıydın.

Yarın bunları hiç düşünmeden yaşıyorken, bütün gerçekliğin yığılacak üstüne, belki hiç anlamayacaksın neden bittiğini. Buna izin vermeyecek etrafına ördüğün duvar. Dün de o duvar vardı, yarın da olacak. Sen onu yıkmadığın sürece, o seni gizleyecek ardında.

Dün ardarda yaşadığımız yanlışlar için geçmişi yargıladıysak eğer, bugün de aynısını dün için yapacaktık. Bu yüzdendi, bugünü doğru yaşamak çabası. Bu yüzdendi, seslenişim. Bu yüzdendi, sessizce gitmeyişim…

Yıldızları gördüm denizin hemen üzerinde. Yanyanayken, binlerce kilometre uzaklardı birbirlerine. Gözlerimde aç bir tebessüm, bir kez daha yanıldığımı gördüm yalnızlığımda. Boşuna bir çaba gördüm umutsuzluğunda. Sende ben, geçmişimi gördüm, dünü gördüm.. Dün sen o geçmişe gömüldün.

Aşk büyüsü canbar.Aşk büyüsü nasıl yapılmalı?Canbar aşk büyüsü tarifi.

27 Kasım 2009 Yazan BeYaZzZ  
Kategori aşk

Devamını oku

Aşk….

22 Kasım 2009 Yazan BeYaZzZ  
Kategori aşk

8we9Sevgilim sabahın erkenini seviyor,
ben geceyi ve esmerliğini onun,
o dorukları sevior, korkuyor bundan
ben rüzgarla buluşan tepeyi, tuhaflığı,
ona bir yeşil gülümsüyor,
ben, hayatı delice sevdiysem nasıl,
diyorum, seni de öyle.
O kendi boşluğunda oyalanan günlerde
canı sıkılan bir çocuk gibi uyuyor,
ben göğe bakıyorum geceden,
kendi çukurunu bulmuş deniz gibiyim
diyorum, yanında,
o sabahları eğilip öpüyor denizi.

Çıplağın çıplağımda, rüzgarın dağımda olsun,
esmerliğin gecemde, öyle kal.
“Bulutlara bak, gidiyorlar, hızla” diyorsun,
yağmur bir yalıyor yüzümü,
bir duruyor. Sabahları eğilip yüzüme
öpüşün geçiyor bir, bir duruyor aklım.

Su ve rüzgar, dağ ve doruk, sonsuz hepsi,
oysa camdaki sardunya gibi üşür
bana biçtiğin ömür, ölüm geliyor aklıma bir
bir, çıplağın çıplağımda.

Rüzgarın dağımda olsun esmerliğin gecemde
öyle kal, sana sonsuz sarıldığımda.

Herkes Bilsin Aşkımı

20 Kasım 2009 Yazan BeYaZzZ  
Kategori aşk

Sen baharın yağmurla getirdiği özlemdin içimdeki, sen çiğ tanesi kadar saf ve ne olduğunu asla anlayamadığım yanımdın benim ve denize düşüp de ıslanmaktan korkutan bir savaştın yüreğimde…
Hiç görmediğim birinden nefret ettim onu sevdiğin için. Ve sonra dayanamaz oldu gönlüm bu ağırlığa. Seni görmekten acımaya kanamaya başladı. Tükeniş başladı benim için ömrümün baharında.

Özlemini her gece koynumda hissettiğim ve hiçbir zaman seni sevmekten vazgeçmediğim için özeldin. Sonra gözlerle yüzüme baktığında ya da her kavga edişimizde fırtınalar kopardı yüreğimde, sen hiç bilmezdin. Benim susuşum senin kaçışını desteklerdi belki de. Belki de gerçekten söyleyemediğim sözlerle doldu kalbim ve sen her seferinde gün batışını anımsattın bana, onun kadar güzel onun kadar huzur verici. Aslında hem onun kadar uzaktın bana hem de yakınımda hissettim seni, uzanıp tutacak kadar yakınımda.

Uzaktan sevmeyi hiç sevmiyordum ama uzaktan sevmek zorundayım. Kimse bilmemeliydi seni sevdiğimi , sonra kopup giderdin benden, arkadaş bile kalmazdın bilirdim. Bir sevdiğin vardı konuşurlarken duymuştum. Sonrada sen anlattın bana sevgilini.

Çok tatlıydın o gülen koskoca gözlerinle rüyalarımda gördüm seni. Kumsalda dolaştığımızı, ay ışığında dans ettiğimizi gördüm ve her gerçeğe dönüşümde hayaller biraz daha uzaklaşmaya başladı benden. Artık biliyordum seni benden ayıracak hiçbir şey kalmamıştı. Yüreğimden seni söküp atacak hiçbir güç bulamadım.

Bir sonbahardı hatırlıyorum. Sararmış yapraklar caddelerde telaşlı insanlarla doluydu ve ben ilk kez hatırlıyordum yaşamanın ne demek olduğunu. Kuşların öttüğünü fark ettim ve denizin mavi olduğunu ve dünyanın senin etrafın altında dönmediğini. Hala seni seviyorum, hala seni görüşümde yüreğim kanatlanıp uçacakmış gibi hissediyorum. Ama artık biliyorum aşk tek kişilikte yaşanabilir ve zaten sen bunu anladığım günden beri daha yakınsın bana. Belki de beklediğim buydu güvenmemdi kendime. Şimdi her şeyi fark ederek yaşıyorum ve her şeyin tadına varıyorum ama hala bir yerim eksik biliyorsun. Ama bende biliyorum ki hiçbir şey eksik kalamaz.

Elmanın bile iki ayrısı vardır ve benim eksik tarafım sensin.

Aşk benim hiç Senim olmamış

20 Kasım 2009 Yazan BeYaZzZ  
Kategori aşk

Devamını oku

Cihan DALMIŞ

20 Kasım 2009 Yazan BeYaZzZ  
Kategori aşk

Sen benim içimdeki büyük yangınların adı… Ben senin gecendeki mavi ya da günündeki sarı… Sen benim şehrimdeki bütün sokakların adı… Ben senin yüzündeki çizgi, dünündeki anı… Hadi kalk gel bul bi bahane… Birazcık heves biraz cesaret… İlk günkü gibi duruyor hala… Kalbin ömürlük bende emanet… Devamını oku



Sohbet